
Dava ve taraflar
Dava, Üst Mahkemenin (Upper Tribunal) Göçmenlik ve İltica Dairesi (Immigration and Asylum Chamber) önündeki JR-2025-LON-003693 numaralı yargısal denetim başvurusuydu. Başvurucu, Suriye vatandaşı MM olarak anıldı; davalı ise İçişleri Bakanı (Secretary of State for the Home Department) idi. Duruşma 18 Ağustos 2026’da yapıldı, karar 2 Ekim 2026 tarihinde verildi ve 5 Ekim 2026’da yayımlandı.
Uyuşmazlığın arka planı
Başvurucu, insan ticareti mağduru olduğuna dair kesin tespit (conclusive grounds) kararından sonra Birleşik Krallık’ta kalış izni talep etti. Dosyada, önce takdire bağlı kalış izni (Discretionary Leave), ardından KTT kararı kapsamındaki kalış izni (KTT leave) ve son olarak kölelik veya insan ticareti mağdurlarına geçici kalış izni eki (Appendix VTS) kapsamındaki başvurular ile bunların yeniden değerlendirilmesi süreçleri yer aldı. İçişleri Bakanlığı (Home Office), 14 Kasım 2024 tarihli mağdurlara geçici kalış izni ret kararının ardından yalnızca bir yeniden değerlendirme hakkı olduğunu kabul etmişti.
29 Mayıs 2025 tarihli talep
Mahkemenin incelediği esas yazışma, 29 Mayıs 2025 tarihli avukat mektubuydu. Bu mektupta güncellenmiş psikiyatrik rapor sunuldu; başvurucunun ruh sağlığı, tedavi ihtiyacı, aile desteği ve Birleşik Krallık’ta yeniden sömürüye maruz kalma riski ayrıntılı biçimde anlatıldı. Mektupta, kalış izni verilmesinin hem 65(2)(a) maddesi kapsamında iyileşme için gerekli olduğu hem de Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) 4. maddesi (Article 4) kapsamındaki koruma yükümlülükleri nedeniyle gerekli olduğu ileri sürüldü ve 1971 Göçmenlik Yasasının (Immigration Act 1971) 3. maddesine atıf yapılarak takdir yetkisinin kullanılması istendi.
Mahkemenin hukuki değerlendirmesi
Üst Mahkeme, mağdurlara geçici kalış izni politikasının tek bir yeniden değerlendirme öngören kısmını hukuka aykırı bulmadı. Ancak esas hata olarak, İçişleri Bakanlığının 29 Mayıs 2025 tarihli başvuruyu yalnızca geç yapılmış ikinci bir yeniden değerlendirme talebi gibi görerek, bu yazışmada açıkça ileri sürülen takdir yetkisi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) 4. maddesi temelli koruma iddialarını hiç ele almamasını tespit etti. Mahkeme, bu yaklaşımın irrasyonel ve yetersiz gerekçeli olduğunu; ayrıca ilgili koruma boyutunun değerlendirilmemesi anlamına geldiğini söyledi.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) 4. maddesi ve yeniden sömürü riski
Mahkeme, başvurucunun sadece Suriye’ye geri gönderilme riski değil, Birleşik Krallık içinde yeniden sömürüye maruz kalma riski iddiasını da gündeme getirdiğini kabul etti. Bu nedenle meselenin, yalnızca geri gönderme temelli bir insan hakları itirazı olarak ele alınamayacağını belirtti. Buna karşılık mahkeme, doğrudan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) 4. maddesi ihlali tespiti yapmadı ve koruma yükümlülüğünün mutlaka doğduğuna karar vermedi.
Sonuç ve sonraki adımlar
Mahkeme, başvurucunun davasında ilk üç gerekçede başarı sağladığını, dördüncü gerekçede ise başarısız olduğunu belirtti. Sonuç olarak İçişleri Bakanlığının 29 Mayıs 2025 tarihli yazışmayı yeniden değerlendirmesi gerektiğine hükmetti. Özel bir durum yoksa yeni kararın, hükmün açıklanmasından itibaren üç ay içinde verilmesi öngörüldü. Tazminat talebinin ise İlçe Mahkemesine (County Court) aktarılmasına karar verildi. Mahkeme ayrıca, başvurucu lehine yargılama giderlerine hükmetti.
Kararın kapsamı
Bu karar, resmî arşivde yayımlanmış ancak emsal yayımlar arasına alınmamış (unreported) bir dosya kararıdır. Haber, davanın kendi delilleri ve sonucu hakkında bilgi verir. Başka bir başvurunun aynı sonucu doğuracağını veya kararın kişiye doğrudan vize, oturum ya da iltica hakkı verdiğini göstermez.
Kaynaklar
tribunalsdecisions.service.gov.uk ↗Bu haber bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Kişisel başvurunuzda hukuki destek alınması önemlidir.